GÜNCEL

KADER Mİ? İNANMAK MI?

Başarılı olmak ile Efsane olmak aynı şey mi? Ya da sadece teknik direktör olmak yeterli mi?

KADER Mİ? İNANMAK MI?

Ülkemizde Teknik direktör olmak gerçekten çok zor. Profesyonelden Amatöre şöyle bir geçmişe baktığımızda aslında bir sezonda kaç teknik adam değiştiğini görmek konuyu açmadan kapatıyor malesef.

Peki gerçekten ülkemizde teknik direktör olmak mı zor, yoksa zor olan teknik direktörlerimiz mi? 

Mesela bir araştırma yaptım. Ülkemizde en uzun süreli teknik direktörlük yapan kim diye.

Muhtemelen herkes Fatih Terim diyecektir. Ama değilmiş.

Beşiktaş'ı tam tamına 6 sezon çalıştıran Gordon Milne!

Evet, ülkemizde en uzun süre çalışan teknik direktör bir İngiliz!

İşte tam da bu sebepten dolayı biz hala hangi teknik direktörümüz çok iyi bir taktisyen, çok iyi bir oyuncu Analizcisi ya da çok iyi bir takım yöneticisi bunu bilmiyoruz. Çünkü kimse okadar uzun kalmıyor!

Ama başarılı olan takımların hocalarına baktığımızda genelde orda uzun vadeli kalmışlar. Ve alt yapılar. İşte hikayem de burda başlıyor. 

Şimdi, Ülkemizden örnek verelim. Fatih Terim.

Galatasaray'ın Avrupa Şampiyonu olduğu sezon öncesinde üst üste dört yıl Şampiyon olmuş. Ama çoğu zaman tekleyerek olmuş. Peki neden sabredilmiş. Belki Galatasaray'ın evladı diye, belki yönetim isteği, belkide bilmediğimiz başka nedenler. Ama kaldı ve istediğini de aldı.

Peki nasıl yapmıştı bunu. Daha önce olmayan neydi?, o dört sezonda olan neydi?

Ben söylim. Alt yapıdan çıkarttığı kendi oyuncuları. İşte konunun ana fikri bu.

Şimdi biraz daha detaylı bakalım. Ama bukez Avrupa'ya, Ada'ya gidiyoruz. Zira bizde bukadar! 

Alex Ferguson efsanesine bakıyoruz. İngiltere devi Manchester United'ın başına bir İskoç menajer getiriliyor. Ve tam tamına 26 yıl bu kulübün başında kalıyor.

Peki nasıl oluyor bu?

İlk 4 sezonda hiçbir kupa alamıyorlar. Hatta küme düşme tehlikesi bile yaşanmış. Geldiğinde ise zaten 19 yıldır Şampiyon'da olamamışlar. Ezeli rakibi M.City'e karşı alınan 5-0 lık mağlubiyet ise artık Ferguson'un sonu olmaya yakınmış. Bakınız yerine getirildiği menajer üst üste üç maç kaybettiği için kovuluyor. Kendisi ise altı maç üst üste kaybediyor o "istifa et" denilen sezonda! Ama o sezon alınan FA CUP onu bir sezon daha tutmuş. Teknik ekipten, oyuncu izleme ekibine kadar birçok revizyon yapıyor Ferguson. 
Beşinci sezonunda ligde yine başarılı olamıyor, ama 23 yıl sonra İngiliz devinin müzesine Kupa Galipleri Kupasını finalde Barcelona'yı yenerek koymayı başarıyor. Ve işte Ferguson efsanesi de Altıncı sezonla başlıyor. Peki o ana kadar onu orda tutan neydi? Bunun tek bir izahı vardı o da Ferguson'a inanmak.

Ferguson bukez işine karışılmasına izin vermiyor ve kendini bu noktalara getiren sistemi uyguluyor. Alt yapı!

O dönem flaş transferlerin yanına herkesin alay etmesine rağmen alt yapıdan Nevill kardeşler, Schools, Gigs, Lee Sharpe, Backham gibi gençleri alarak onları yetiştiriyor ve sonrasında unutulmaz M. UNITED efsanesi başlıyordu.

Bakınız bu başarı hikayesinin ana fikrinde de alt yapılar, onları yetiştiren bir hoca ve sabır var.

Arsen Wenger'li Arsenal mesela. Uzun vadeli çalışma, genç oyuncu transferleri ve alt yapı.. Ve üst üste Şampiyonluklar.

Peter Schmeichel’a göre Ferguson'un dehası, ne taktik, ne de oyuncu gözüydü. Brian Clough, yeteneği daha iyi keşfediyordu; Jose Mourinho, daha iyi taktisyendi ama söz konusu futbolcu yönetimi olduğunda tartışılmaz en iyisi Ferguson’du. Kimse eline su dökemezdi.

Leeds United'ın sorunlu diye kovarcasına gönderdiği Eric Cantona Ferguson'un yönetme sanatıyla bir efsaneye dönüşüyordu.

Gördüğümüz üzere tüm başarı hikayelerinde sabır ve alt yapılar var. Ama süreklilik kapsamında ise yönetme sanatı var. Belkide ülkemizdeki teknik direktörlerin de kendini eleştireceği bir noktadır yönetme sanatı. Çünkü çok iyi bir futbolculuk kariyeriniz olabilir, çok başarılı bir teknik direktör kariyeriniz olabilir ama Takım yönetmek başka bir yetenek. 

Yani insan yönetmek her babayiğidin harcı değil! 

Devamlı gelişmek zorundasınız. Herkese futbol konuşabilir. Herkes kulüp çalıştırabilir. Hatta iyi işler yapanlarda olabilir. Ama kalıcı olmak bir felsefe, bir kültür işidir. 

Federasyon'un biran önce teknik direktör olma kıstasını değiştirmesi gerekiyor. Daha fazla zorlayıcı etkenler ve daha fazlası ve daha da fazlasını istemesi gerekiyor. Ve kulüplerin kendi öz kaynaklarına yönlendirilmesi şart. Pandemi süreciyle birlikte bazı şeyler değişecek gibi. İşte bunu fırsata çevirebiliriz. Alt yapılar kapsamında da bir devrime imza atabiliriz.

Tıpkı Üç kez Dünya Kupası kazanmış, dördüncüsü için finalde Brezilya'ya kaybetmiş Almanya'nın "İkinciliği hakeden bir yapımız yok. Değişmemiz lazım" diyerek alt yapılar kapsamında tesisleşme ve değişime gittiği gibi.

Fatih Terim'in Galatasaray'ının UEFA yı almadan önce ki alt yapı takviyeli dört yılı gibi.

Altı yıl küme düşme korkusuyla M. United’ın başında kalıp altyapı devrimiyle 20 yıl boyunca başarıdan başarıya giden Ferguson gibi.

Gençleşme ve alt yapı ile Arsenal tarihini yazan Wenger gibi.

Bir zamanların alt yapıdan çıkarttığı gençleriyle Avrupa'nın yenilmez armadası Real Madrid gibi.. 

Avrupa devlerini alt yapıdan çıkarttığı gençlerle dize getiren Ajax gibi.. 

/MEHMET UYSAL/